Sarı Nokta Hastalığı Sözlüğü

A 'dan Z 'ye Sarı Nokta Hastalığı

A:
Aberasyon:  Optik sapınç, bir lensin eksik refraksiyonu veya fokalizasyon durumu
Ağ tabaka: Retina. Gözün en içte bulunan ve arka bölümünde ışık almaçlarının yer aldığı tabakaya verilen ad.
AMD (veya ARMD) (Age Related Macular Degeneration) : Bknz. Yaşa  Bağlı Makula Dejenerasyonu
Amblyopi: Bknz: Göz tembelliği
Amsler testi: Amsler Grid Testi Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (YBMD) hastalığının erken belirtilerini ortaya çıkarmak için evde uygulanabilecek bir şemadır.
Antikor: Antijenlere yanıt olarak üretilen ve onlara saldıran kan proteinlerine verilen ad. Antikorlar, vücudun belirli hastalıklara karşı sava­şımında yardım ederler.
Anti-VEGF: Damar büyüme faktörünü bloke eden
Antioksidanlar: Vücudumuz tarafından veya dışarıdan alınabilen kimyasal bir maddelerdir.
Astigmat: Uzak ve yakını bulanık görme durumu,  genellikle korneanın yuvarlak olmadığı , yumurta şeklinde olması ile ortaya çıkar

B:
BCVA  (BestCorrectedVisualAquity) :En iyi düzeltmiş görme keskinliğini ifade eder.
Bifokal: Çift odaklı
Binoküler görme: İki gözle görme anlamında kullanılır.
Biefaofimozis: Göz kapağı aralığının ileri derecede daralması durumu
Blefarit: Göz kapaklarının, özellikle kenar bölümlerinin iltihabıdır

Ç:
Çarpık görme: Astigmatizma. Astigmatizma hem yakın hem de uzak görmeyi bozar.

D:
Dalgalı görme: Sarı nokta hastalarının objeleri normal görme yeteneklerindeki deformasyon nedeni ile dalgalı olarak algılaması
Diabet: Diyabet kronik, pankreasın yetersiz veya hiç insülin üretmemesi sonucu şekerin yükselmesiyle seyreden bir hastalıktır.
Diabetik retinopati: Gözün ışığı algılamasını sağlayan retina isimli sinir tabakasının kan damarlarındaki değişiklikler sebebiyle bozulması sonucu oluşan bir hastalıktır. Hasarlanan kan damarları sıvı ve kan sızmasına neden olarak sert fırçamsı dallar ve sert skar dokuları oluşmasına, bunlar da retinanın beyine  bozulmuş şekiller göndermesine neden olur. 
Diabetik makulopati:
Drusen: Gözde, koroidea’nın bazal tabakası (Bruch zan)’nda yer yer hiyalin birikimleri ile belirgin durum

E:
Eksuda: Enflamasyonlu sıvı; örneğin serum ya da irin
Eksüdatif: Yaş, ıslak,neovasküler seröz tip durumunu ifade eder.
Endotel: Göz damarlarının iç zarı
Epitel: Epitel doku, yüzeyel hücre tabakası
Ezofori: İki gözde görme bozukluğunu ifade eder

F:
FFA: Fundus Floresein Anjiografi
Fotodinamik tedavi: İlaçlı ve lazerle yapılan bir tedavidir. Son dönem Sarı Nokta hastalığında uygulanan en önemli tedavilerdendir.
Fotofobi: Işığa karşı duyarlı olma, parlak ışığa karşı kişinin dayanamama durumunu ifade eder.
Fotoreseptör hücreler: Işığı algılayabilen duyu hücrelerdir.
Foveola: Çukurcuk  
Fundus: Göz bebeğinden görülebilen retina, optik disk, makula ve koroid damarlarından oluşan gözün arka bölümüne verilen ad.

G:
Glokom: Halk arasında "Göz Tansiyonu" adıyla da bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır.
Göz: Görme fonksiyonunu yerine getiren, görmemizi sağlayan duyu organlarımız.
Göz ameliyatı: Gözde meydana gelen belirli bir hastalığı tedavi etmek amacı ile oftalmologlar tarafından yapılan cerrahi müdahale.
Göz dibi muayanesi: Sarı nokta hastalık tanısı koyabilmek amacıyla yapılan tetkik.
Göz doktoru: Tıp fakültesini bitirdikten sonra, Tıpta Uzmanlık Sınavını kazanıp, göz alanında ihtisas yapmış doktorlara verilen ad, bknz.oftalmolog
Göz hastalıkları: Gözde meydana gelen, görme işlevini etkileyen hastalıkların tümüne verilen ad
Göz hastanesi: Göz hastalıkları alanında hizmet veren spesifik hastaneler.
Göz içi kanama: Göz küresinin içini dolduran,  jel yapısındaki şeffaf sıvıya vitreus denir. Diyabet, hipertansiyon, travma gibi hastalıklar sonucunda vitreus içine kanama olabilir.
Göz bebeği: İrisin ortasında yer alan, çapı 2,5-4 mm arasında değişen yuvarlak açıklık.
Göz tembelliği: Gözün sinir yollarını ve  sinir tabakasını tutan belirgin bir hastalık olmamasına rağmen kişinin görmesinin herhangi bir şekilde arttıramaması durmunu ifade eder.

H:
Halo: Parlak cisimler etrafında oluşan hare
Hemoraji: Kanama
Hipermetropi: Yakını görememe durumu
Hipertansiyon: Arteryel kan basıncının normal sayılan sınırların dışına çıkmasıdır.
Hiperlipidemi: Kanda dolaşan yağ (lipit) miktarı artışıdır.
Hipertelorizm: İki organ arası uzaklığın normalden fazla olduğu belirten terminoloji
Hipertropya: Gözün görme ekseninin normalden yukarı saptığı şaşılık türü

I:
ICG: Indosiyanin Yeşili Anjiografisi

İ:
İleri evre: Sarı nokta hastalığınında görme işlevinde yüksek kayıpların olduğu, sağlıkla ilgili yaşam kalitesinin dramatik olarak düştüğü evre.
İntraoküler lens implantasyon: Katarakt ameliyatında alınan göz merceği yerine dışarıdan konulan yapay lense verilen ad.
İris: Gözün saydam tabakasının altındaki damar tabakadan oluşan renkli kısma verilen addır.
İskemi: Belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan bölgesel, geçici kansızlık.

K:
Kareli kağıt testi: Kareli kağıt testi siyah zeminde beyaz çizgiler ya da beyaz zeminde siyah çizgiler şeklindedir. Kişinin kendi kendine yapabileceği basit ve hızlı bir testtir.
Katarakt: Katarakt gözün şeffaf lensinin saydamlığını kaybetmesidir.
Kuru tip makula dejenerasyonu: En sık görülen Sarı Nokta hastalığıdır. YBMD'nin yavaş ilerleyen bir formudur.
Keratokonus: Korneanın dejeneratif, non inflamatuvar, merkezi-çevresi olabilen düzensiz şekilli  hastalığıdır.
Kırık görme: Sarı nokta hastalığına yakalanmış kişilerin görme işlevlerinde oluşan deformasyondan ötürü cisimleri, objeleri kırık olarak algılaması
Kornea: Gözün en ön kısmında yer alan ışığı odaklamak ve gözü dış etkenlerden korumak için özelleşmiş saydam ve bombeli bir dokudur.
Koroid: Gözün sklera ve retina tabakası arasında bulunan zar; damar tabaka
Koroid neovasküler membran: Gelişimi ciddi görme kaybına sebeb olan bir komplikasyondur.
Koroidal ateroskleroz: retina damarlarını etkileyen en sık arterioskleroz tiplerindendir.
Korteks: Göz merceğinin nükleusunu örten ve çevreleyen yumuşak yapının en dış tabakasına verilen ad
Kuru tip YBMD: Sarı nokta hastalığının en sık görülen formu, sarı noktada bulunan ışığa hassas hücreler yavaş yavaş dejenere olurlar.

L:
Lakrima: Gözyaşı, gözyaşı sıvısına verilen ad
Lazer tedavisi: Lazer yoluyla, bıçak altına yatmadan gözdeki bozuklukların giderilmesi operasyonuna verilen addır.
Lens: Biyopolimer denilen özel bir maddeden oluşan ve göze takıldığında gözdeki görme bozukluklarını gideren bir tıbbi malzemedir.
Levator: Göz kapaklarının açılmasına olanak tanıyan kas
Lezyon: Henüz tam olarak niteliği tespit edilmemiş bozukluk.

M:
Makula (Latince macula lutea): Sarı nokta. Keskin görmeden sorumlu retina tabakasının ortasında bulunan çok küçük bir alandır.
Makula ödemi: Makulada oluşan şişkinliktir. Genellikle bir hastalık, yaralanma veya az bir ihtimal olsa da cerrahi operasyon sonrası oluşabilir.
Merkezi kör nokta: Sarı nokta hastalarının görme alanlarının ortasında gördükleri karartı
Metamorfoz: Başkalaşım
Mikroftalmi: Gözlerin normalden küçük olması
Mikroperimetri: Fundus detayları ile retina fonksiyonunu eşleştirmek, karşılaştırmak için uygulanan teste verilen ad

N:
Neovasküler: yaş tip
Nistagmus: özün istem dışı ritmik dalgalanma şeklindeki hareketlerine verilen ad
Normal vizyon: Işığın direkt olarak retinaya fokuslanması ( ön veya arka kısmı yerine)
Nöro-Oftalmoloji: Göz hastalıkları nedeniyle oluşan baş ağrısını tedavi eden, göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenen bilim dalına verilen addır.
Nöroretinit: Görme siniri ile retinanın birlikte tutulduğu iltihaplara verilen ad

O:
Obezite: Vücutta aşırı yağ artımıyla (kilo alımı) ortaya çıkan, çevresel etkilerle tetiklenen genetik zeminli kronik bir hastalıktır.
OCT:Optik Kohorens Tomografisi
Ofyalmoloji: Göz bilim
Oftalmolog: Göz doktoru. Göz hastalıklarında uzmanlaşmış hekime verilen addır.
Oftalmoskopi: Oftalmoskop kullanılarak yapılan göz dibi muayenesi
Optik sinir: Görme olayını algılayıp beyne ileten sinirdir. Aslında gerçek bir lif değildir, beyinsel bir uzantıdır.

Ö:
Ödem: Vücudun anormal derecede su toplamasına verilen ad.

P:
Pakimetre:  Kornea kalınlığını ölçmek amacıyla klinik kullanımda tercih edilen medikal tanı cihazı
Persepsiyon: Işığın algılanıp, optik sinir aracılığı ile beyine iletilmesi durumu
Probing:  Gözyaşı kanal tıkanıklıkları olan bebeklerde tıkalı kanalı açmak için yapılan sondalama işlemi
Pupil: Gözbebeği

R:
Retina: Gözün en iç tabakası, ağ tabaka
Retina dekolmanı: Retinanın normal pozisyonundan çekilmesiyle oluşan bir durumdur. Oldukça ciddi bir sorundur, tedavi edilmediği takdirde körlüğe sebep olabilir.
Retina merkezleri: Retina uzmanlarının görev yaptığı, retina hastalıkları alanında ileri tetkik ve tedavilerin yapıldığı  hastane ve klinikler.
Retina uzmanı: Retina konusunda uzmanlaşmış hekim
RPE: Retinal pigment epiteli

S:
Santral skotom:
Sarı leke: Sarı leke, retinada görme reseptörlerinin olmadığı, sinirlerin toplanıp, optik sinire geçiş bölgesidir.
Sarı nokta: Makula. Keskin ve renkli görmeden sorumlu retina tabakasının ortasında çok küçük bir alandır.
Sarı Nokta Hastalığı: Gözün arka tarafındaki kan damarlarının anormal gelişimiyle meydana gelen hastalık.
Silier cisim: Koroidin hemen önünde yer alan ve kesiti üçgene benzeyen bir tünika vasküloza bölümüdür.
Skelera: Göz akı. Görme sinirinden saydam tabakaya kadar uzanan, gözün fibroz dış zarı.

T:
Titmus testi: Üç boyutlu bir binoküler görmeyi analiz etmek için kullanılan bir test
Tonometri: Göz küresi içindeki basıncı ölçme metodunu ifade eder.
Topikal: Bir yüzey ve bölge ile sınırlı alan için kullanılan ad
Torik : Astigmat için kullanılan lens çeşididir.
Transpupiller termoterapi: Göz içi tümörlerinden koroid melanomu, retinoblastom ve sınırlı koroid hemanjiomu tedavisinde uygulanan bir terapidir.

U:
Ultraviole ışık: Morötesi. Dalga boyu 10 ile 400 nm arasındaki ışınıma denir.
Uvea: İris, silier cisim ve koroidin üçüne birden verilen isimdir.
Üveit: Uveanın iltihaplanma durumudur.
Uyum: Göz merceğinin kırma gücünü arttırarak yakına odaklanması işlemine verilen ad

V:
Vasküler: Damar,damarla ilgili
VEGF: Endotelial Growth Faktör
Vitreus: Göz yuvarının arka odasında bulunan saydam, jelâtinimsi madde.
Vitreus bozulması: Yapısı bozulmuş jeldeki küçük kümeleri ve lifleri, gözümüzün önünde uçuşan sinekler ya da saç telleri olarak algılarız.
Vizyon: Görme keskinliğini anlatan durum

Y:
Yasal Körlük:  Kişinin olağan görme gücünün 1/10'ine yani 20/200'lik görme keskinliğine ya da daha azına sahip olan ya da görme alanı yirmi derecelik açıyı aşamayan kişilerin içinde bulunduğu hastalık durumudur.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu: Sarı Nokta hastalığının diğer bir adı.
Yaş tip makula dejenerasyonu: Sarı nokta hastalığının bir tipidir. Hastaların yüzde 10’unda görülür. Gözün arka kısmından gelişen anormal damarlanmalar ve buralardan meydana gelen sızıntılar ve kanamalarla belirti verir.
Yeni damar oluşumu:
Yüksek kan basıncı: Yüksek tansiyon

Z:
Zonül: Lensi tutan kaslar

Yazıları Büyüt    Yazıları Küçült

Mutlaka Okumalısınız

Öne Çıkan Başlıklar

Sarı nokta hastalığının oluşumu

Sarı nokta hastalığını iyi anlayabilmek için makulayı ve onun işlevini iyi anlamak gerekir. Gözün arkasında retinanın merkezinde yer alan makula...

Makula nedir?

Makula, gözün arkasında retinanın merkezinde yer alan, göz küremizin iç yüzünü örten, gözün keskin ve ayrıntılı görüşten ve dolayısıyla...

Retina Uzmanı kimdir?

Retina uzmanları hem erişkin hem de çocuklarda bir çok göz hastalığını tedavi eden özel bir uzman topluluğudur.

Sarı Nokta Hastalığı Sözlüğü

A 'dan Z 'ye Sarı Nokta Hastalığı...

Göz Tablosu